30 Eylül 2026 Çarşamba
MHP: Türkiye Siyasetinde Bir Anahtar, Bahçeli: Tarihe Bırakılan Bir Siyasi İmza
Araştırmacı Gazeteci Umut Demir
Türkiye siyasetinde bazı aktörler vardır; yalnızca aldıkları oyla değil, kritik dönemlerde aldıkları siyasi sorumlulukla ölçülür. Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi bugün değerlendirmek gerekirken, bana göre tam da bu noktaya bakmak gerekiyor.
MHP, Türkiye siyasetinde hiçbir zaman sıradan bir siyasi hareket olmadı. Devlet, millet, vatan ve güvenlik başlıklarını siyasetinin merkezine koyan bir hareket olarak uzun yıllardır Türk siyasetinin önemli aktörlerinden biri oldu. Fakat bugün MHP’nin önündeki mesele, geçmişteki siyasi tartışmaların çok daha ötesinde.
“Terörsüz Türkiye” hedefi, Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir eşik.
Devlet Bahçeli’nin bu süreçte ortaya koyduğu siyasi irade, kendi siyasi geçmişi açısından da dikkat çekici. Çünkü yıllarca terör konusunda en sert söylemleri kullanan bir siyasi hareketin lideri olarak, bugün terörün tamamen sona erdirilmesini hedefleyen bir sürecin siyasi sorumluluğunu üstlenmek kolay bir tercih değildir.
Benim kanaatim şu:
Bahçeli burada yalnızca bir siyasi hamle yapmadı; kendi siyasi kariyerinin en ağır sorumluluklarından birini üstlendi.
Bunun başarıya ulaşıp ulaşmadığını elbette tarih gösterecek. Ancak siyasette bazen önemli olan yalnızca sonucu beklemek değil, riskli bir dönemde kimin sorumluluk aldığına da bakmaktır.
MHP neden “anahtar” konumda?
“MHP ülkenin anahtarıdır” sözü elbette bir siyasi değerlendirmedir. Ben bu değerlendirmeyi, MHP’nin Türkiye siyasetindeki konumu nedeniyle anlamlı buluyorum.
MHP, Cumhur İttifakı içerisindeki ağırlığı ve Meclis’teki siyasi konumu nedeniyle kritik kararların şekillenmesinde etkili bir aktör. Devlet Bahçeli’nin bir konuda ortaya koyduğu siyasi irade, Türkiye’deki siyasi dengeler açısından doğrudan karşılık bulabiliyor.
Fakat asıl dikkat çekici olan, MHP’nin geçmişteki siyasi söylemiyle bugün üstlendiği rol arasındaki farktır.
İşte siyasi cesaret dediğimiz şey biraz da burada ortaya çıkıyor.
Bir lider, kendi tabanının hassasiyetlerini bilerek, toplumun önemli bir bölümünde tartışma yaratabilecek bir konuda sorumluluk alıyorsa, bunun siyasi bir bedeli de olabilir. Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” sürecindeki tutumunu ben bu açıdan bir siyasi fedakârlık olarak değerlendiriyorum.
Şehitlerin hatırası ve Türkiye’nin geleceği
Bu tartışmanın en hassas tarafı ise şehitlerimizdir.
Türkiye’nin terörle mücadelesinde binlerce insan hayatını kaybetti. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını, eşler hayat arkadaşlarını kaybetti. Dolayısıyla terör meselesi yalnızca Ankara’daki siyasi tartışmalardan ibaret değildir.
Bu nedenle terörün sona ermesi fikrinin toplumda karşılık bulabilmesi için şehitlerin hatırasının, gazilerin fedakârlığının ve Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün korunması temel mesele olarak kalmalıdır.
Terörsüz bir Türkiye’nin amacı, geçmişi unutmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmayacağı bir gelecek kurabilmek olmalıdır.
Bahçeli’nin adı tarihe nasıl yazılacak?
Bugünden “tarih kitapları kesin olarak böyle yazacak” demek doğru olmaz.
Fakat şunu söylemek mümkündür:
Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı çıkış, Türk siyasetinde yeni bir tartışmanın kapısını açtı. Sonrasında “Terörsüz Türkiye” adı altında gelişen süreç, MHP liderini de bu dönemin başlıca siyasi aktörlerinden biri haline getirdi.
Eğer bu süreç Türkiye’de terörün kalıcı biçimde sona ermesine, silahların tamamen susmasına, toplumsal huzurun güçlenmesine ve Türkiye’nin birlik duygusunun pekişmesine katkı sağlarsa, Bahçeli’nin bugünkü siyasi tercihi gelecekte çok daha farklı bir gözle değerlendirilebilir.
Belki de yıllar sonra tarihçiler şu soruyu soracak:
“Türkiye’nin terör sorununu sona erdirme iradesi hangi siyasi dönemde ve hangi aktörlerin sorumluluk almasıyla ortaya çıktı?”
Bu sorunun cevabında Devlet Bahçeli’nin isminin bulunması şaşırtıcı olmayacaktır.
Son söz
Benim açımdan MHP’nin Türkiye siyasetindeki değeri yalnızca aldığı oyla veya Meclis’teki sandalye sayısıyla ölçülemez.
MHP, Türkiye’nin kritik eşiklerinde siyasi ağırlık oluşturabilen bir harekettir.
Devlet Bahçeli ise bugün, siyasi hayatının en önemli sınavlarından birini “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerinden veriyor.
Bu süreç başarıya ulaşır ve Türkiye gerçekten terörsüz bir geleceğe kavuşursa, Bahçeli’nin bugünkü siyasi tercihi yalnızca bir dönem tartışması olarak kalmayabilir. Tarihin sayfalarında, Türkiye’nin en uzun ve en acı sorunlarından birinin sona erdirilmesi için siyasi sorumluluk alan liderlerden biri olarak yer alabilir.
Çünkü bazı siyasi kararların değeri, sandıkta değil; gelecek nesillerin yaşayacağı ülkede ortaya çıkar.
Mehmet Milli Anma Töreninde Anlamlı Buluşma
ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın kanaat önderlerinden, Milli Aşireti’nin önemli isimlerinden merhum Mehmet Milli, vefatının yıl dönümünde düzenlenen anma programıyla dualarla yad edildi.
Mehmet Milli’nin hatırasını yaşatmak amacıyla düzenlenen anma programına Sayın Bülent Arınç, eski Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik ve Selçuklu Ailesi Genel Başkanı Ercan Selçukoğlu başta olmak üzere çok sayıda davetli, dostu, seveni ve hemşehrisi katıldı.
Programda merhum Mehmet Milli’nin hayatı, memleketine olan bağlılığı ve geride bıraktığı hatıralar konuşuldu. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duaların ardından merhumun ruhu için Mevlid-i Şerif okundu.

“Bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hatıraları yaşamaya devam eder”
Anma programında konuşan Selçuklu Ailesi Genel Başkanı Ercan Selçukoğlu, Mehmet Milli’nin hayatının yalnızca bir kişinin yaşam öyküsü olmadığını belirterek, onun geride bıraktığı dostlukların ve güzel hatıraların önemine dikkat çekti.
Selçukoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Mehmet Milli ağabeyimizi bugün burada yalnızca vefatının yıl dönümünde anmak için değil, onun bize bıraktığı güzel hatıraları, dostluğu ve insan sevgisini yaşatmak için bir araya geldik. Bazı insanlar vardır; aramızdan ayrılırlar ama bıraktıkları güzel izler, söyledikleri güzel sözler ve dostlukları yaşamaya devam eder. Mehmet Milli de böyle kıymetli bir insandı.”
Mehmet Milli’nin hayatının gençlik yıllarından itibaren zorluklarla geçtiğini ancak bütün bu süreçlerin ardından memleketine ve insanlarına olan sevgisini koruduğunu ifade eden Selçukoğlu, “Onun hayatından çıkarılacak en büyük ders, insanın nerede olursa olsun köklerini, dostlarını ve memleketini unutmamasıdır” dedi.
Arınç ve Çelik de anma programında yer aldı
Anma programında Bülent Arınç ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de Mehmet Milli ile ilgili değerlendirmelerini paylaştı.
Mehmet Milli’nin hayatının farklı yönleriyle anlatıldığı programda, onun yıllar boyunca yaşadığı zorluklar, memleketine dönüşü ve kanaat önderi olarak üstlendiği rol üzerinde duruldu.
Program, merhum Mehmet Milli için yapılan duaların ardından sona erdi.
“Ruhu şad, mekânı cennet olsun”
Anma programının ardından Ercan Selçukoğlu, Mehmet Milli’nin ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerini ileterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün burada aynı duada buluşan herkese teşekkür ediyorum. Merhum Mehmet Milli ağabeyimizi rahmetle, minnetle ve güzel hatıralarıyla anıyoruz. Rabbim mekânını cennet, ruhunu şad eylesin. Ailesine ve sevenlerine sabır versin. Güzel insanlar bu dünyadan göçer ama güzel eserleri ve güzel hatıraları kalır.”
Mehmet Milli’nin anısına düzenlenen program, katılımcıların duaları ve taziyeleriyle sona erdi

SİYASİ AÇIKLAMA İÇİN GERİ SAYIM
Ercan Selçukoğlu: “Beklenen açıklama çok yakında yapılacak”
Türkiye’nin siyasi gündeminde merak uyandıran yeni bir oluşuma ilişkin Ercan Selçukoğlu’ndan dikkat çeken bir açıklama geldi. Selçukoğlu, kamuoyunun merak ettiği siyasi oluşumun adı ve siyasi yol haritasına ilişkin ayrıntıların yapılacak basın toplantısında açıklanacağını duyurdu.
Henüz parti adı ve oluşumun tüm ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmazken, Selçukoğlu açıklamasında sürecin yakında netleşeceğini belirtti.
“Beklenen açıklama çok yakında yapılacak. Milletimizin merak ettiği soruların cevaplarını kamuoyuyla açık ve net şekilde paylaşacağız” diyen Selçukoğlu, yeni siyasi oluşuma ilişkin ayrıntıların basın toplantısıyla duyurulacağını ifade etti.
GÖZLER BASIN TOPLANTISINDA
Açıklamanın ardından gözler, Selçukoğlu ve ekibinin gerçekleştireceği basın toplantısına çevrildi.
Basın toplantısında oluşumun adı, kuruluş süreci, kadro yapılanması, teşkilatlanma modeli ve siyasi hedeflerine ilişkin bilgilerin paylaşılması bekleniyor. Ancak söz konusu başlıkların tamamının toplantıda nasıl şekilleneceği henüz açıklanmış değil.
Basın toplantısı: [TARİH]
Saat: [SAAT]
Yer: [YER / SALON]
Selçukoğlu, sürece ilişkin mesajını ise kısa ve net ifadelerle verdi:
“Biz hazırız. Milletimiz hazır. Beklenen açıklama çok yakında.”
AYRINTILAR AÇIKLAMAYLA NETLEŞECEK
Parti adı ve siyasi yol haritası henüz resmi olarak açıklanmazken, yapılacak basın toplantısının oluşumun geleceğine ilişkin ayrıntıların netleşmesi açısından önem taşıması bekleniyor.
Kamuoyunun merak ettiği başlıkların, açıklama sırasında doğrudan Selçukoğlu ve ekibi tarafından paylaşılması planlanıyor.
İKTİDARIN EN BÜYÜK SINAVI: KAMU KAYNAKLARIYLA İLGİLİ İDDİALARA ŞEFFAFLIK VE HUKUK ÇAĞRISI
Ercan Selçukoğlu’ndan iktidar milletvekillerine çağrı: “Halkın güvenini yeniden kazanmak zorundasınız”
Ercan Selçukoğlu, kamuoyunda gündeme gelen kamu kaynakları, ihaleler ve haksız kazanç iddialarının herhangi bir siyasi veya kişisel değerlendirmeye bırakılmadan, bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde araştırılması çağrısında bulundu.
Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların, yalnızca iddia niteliğinde olduğu ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığına dikkat çeken Selçukoğlu, varsa hukuka aykırı işlemlerin ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan kişilerin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi.
Selçukoğlu, “Devletin malı milletin malıdır. Şehidin, yetimin ve garibanın hakkına ilişkin en küçük bir iddia dahi varsa, bunun sonuna kadar araştırılması gerekir. İddiaların doğru olup olmadığı bağımsız denetim ve yargı süreçleriyle ortaya konulmalıdır. Sorumluluğu tespit edilenler varsa, makamına ve konumuna bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelidir.” ifadelerini kullandı.
“Mesele kişileri hedef almak değil, kamu yönetimine güveni korumaktır”
Kamu kaynaklarıyla ilgili tartışmaların kişisel veya siyasi polemiklere dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Selçukoğlu, denetim mekanizmalarının etkin işletilmesinin önemine işaret etti.
Selçukoğlu, “İktidarın karşı karşıya olduğu en önemli risklerden biri, iktidar çevresinde ortaya atılan usulsüzlük ve çıkar ilişkisi iddialarının yeterince açıklığa kavuşturulamamasıdır. Burada yapılması gereken kişileri peşinen suçlamak değil, iddiaları açık, ölçülebilir ve denetlenebilir süreçlerle araştırmaktır.” dedi.
Somut denetim çağrısı
Selçukoğlu, iktidar milletvekillerine ve ilgili kamu kurumlarına şu adımların atılması çağrısında bulundu:
Selçukoğlu, bu adımların yalnızca mevcut tartışmaları aydınlatmak açısından değil, kamu yönetimine duyulan güvenin korunması bakımından da önemli olduğunu ifade etti.
“Biz kavga değil, hesap verebilirlik istiyoruz”
Çağrısının herhangi bir siyasi kavga amacı taşımadığını vurgulayan Selçukoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz kavga istemiyoruz. Biz adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik istiyoruz. Kamu kaynakları milletin emanetidir. Bu nedenle ortaya atılan her ciddi iddia, kimse peşinen suçlanmadan ama hiçbir iddia da görmezden gelinmeden araştırılmalıdır. Halkın güvenini yeniden kazanmak için şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda somut adımlar atılmalıdır. Devletin malına ilişkin hukuka aykırı bir işlem tespit edilirse, bunun hesabı makamına bakılmaksızın hukuk önünde sorulmalıdır.”
Selçuklu Ailesi Hollanda Temsilciliği Kuzey Brabant Teşkilatı Eylül Ayı İstişaresini Gerçekleştirdi
Selçuklu Ailesi Hollanda Temsilciliği Kuzey Brabant Teşkilatı, Eylül 2026 istişare toplantısını teşkilat mensuplarının katılımıyla gerçekleştirdi. Toplantıda Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun dil, kültür, tarih ve aile değerlerinin gelecek nesillere aktarılması ile teşkilatlanma faaliyetlerinin güçlendirilmesi ele alındı.
Belçika sınırına komşu Kuzey Brabant Bölgesi’nde gerçekleştirilen istişare toplantısına, bölgedeki muhibbanların yanı sıra Selçuklu Ailesi Genel Başkan Vekili ve Dış Ülkeler Temsilcilikleri Başkanı Bulut Coşkun, Dış Ülkeler Temsilcilikleri Başkan Vekili Selçuk Gökçay, Selçuklu Ailesi Hollanda Ülkesi Overijsel Bölge Başkanı ve Dış Ülkeler Temsilcilikleri Başkan Yardımcısı Erdem Özkan ile teşkilat mensupları katıldı.
Dil, kültür ve tarih şuuru gündemdeydi
Toplantının ana gündem maddeleri arasında Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun kendi dilini, kültürünü ve tarih şuurunu koruması yer aldı.
İstişarelerde, kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılması, aile yapısının güçlendirilmesi ve Avrupa’daki Türk toplumunun kültürel bağlarının korunması konuları kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Özellikle Avrupa’da yetişen gençlerin, yaşadıkları toplumun hukukuna ve sosyal düzenine saygılı bireyler olarak yetişmelerinin önemine dikkat çekilirken; bunun yanında gençlerin kendi tarihlerini, ana dillerini, kültürlerini ve aile değerlerini tanımaları gerektiği vurgulandı.
Toplantıda ayrıca teşkilat disiplini, birlik ve dayanışma, genç nesillere yönelik kültürel çalışmalar ve Avrupa’daki teşkilatlanma faaliyetlerinin daha etkin şekilde sürdürülmesine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
“Köklerinden kopmayan bir nesil için çalışıyoruz”
Toplantıda değerlendirmelerde bulunan Selçuklu Ailesi Genel Başkan Vekili ve Dış Ülkeler Temsilcilikleri Başkanı Bulut Coşkun, geçmiş ile gelecek arasındaki bağın korunmasının önemine dikkat çekti.
Coşkun, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bizim anlayışımızda geçmişini bilmeyen bir neslin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmesi mümkün değildir. Avrupa’da yaşayan çocuklarımız ve gençlerimiz; dilini bilmeli, tarihini tanımalı, kültürünü yaşatmalı ve ailesine sahip çıkmalıdır. Köklerimizi korumak, geleceğimizi korumaktır. Bizler üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor, birlik ve dayanışma içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Hedef: Kültürel bağları güçlendirmek
Selçuklu Ailesi tarafından yapılan değerlendirmede, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun birlik ve dayanışmasının güçlendirilmesi, Türkçenin ve kültürel değerlerin yaşatılmasına katkı sağlanması ve genç nesillerin tarih ve aile şuuru içerisinde yetişmesine destek olunmasının temel hedefler arasında bulunduğu ifade edildi.
Teşkilatların bundan sonraki çalışmalarını; hukuka, toplumsal huzura, aile bütünlüğüne, kültürel değerlere ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışına bağlı olarak sürdürmesinin hedeflendiği belirtildi.
Toplantı, teşkilat mensuplarının karşılıklı istişareleri ve değerlendirmeleriyle tamamlandı.
Köklerimizi biliyoruz.
Değerlerimizi koruyoruz.
Geleceğimizi birlikte inşa ediyoruz
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.