MHP: Türkiye Siyasetinde Bir Anahtar, Bahçeli: Tarihe Bırakılan Bir Siyasi İmza
Araştırmacı Gazeteci Umut Demir
Türkiye siyasetinde bazı aktörler vardır; yalnızca aldıkları oyla değil, kritik dönemlerde aldıkları siyasi sorumlulukla ölçülür. Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi bugün değerlendirmek gerekirken, bana göre tam da bu noktaya bakmak gerekiyor.
MHP, Türkiye siyasetinde hiçbir zaman sıradan bir siyasi hareket olmadı. Devlet, millet, vatan ve güvenlik başlıklarını siyasetinin merkezine koyan bir hareket olarak uzun yıllardır Türk siyasetinin önemli aktörlerinden biri oldu. Fakat bugün MHP’nin önündeki mesele, geçmişteki siyasi tartışmaların çok daha ötesinde.
“Terörsüz Türkiye” hedefi, Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir eşik.
Devlet Bahçeli’nin bu süreçte ortaya koyduğu siyasi irade, kendi siyasi geçmişi açısından da dikkat çekici. Çünkü yıllarca terör konusunda en sert söylemleri kullanan bir siyasi hareketin lideri olarak, bugün terörün tamamen sona erdirilmesini hedefleyen bir sürecin siyasi sorumluluğunu üstlenmek kolay bir tercih değildir.
Benim kanaatim şu:
Bahçeli burada yalnızca bir siyasi hamle yapmadı; kendi siyasi kariyerinin en ağır sorumluluklarından birini üstlendi.
Bunun başarıya ulaşıp ulaşmadığını elbette tarih gösterecek. Ancak siyasette bazen önemli olan yalnızca sonucu beklemek değil, riskli bir dönemde kimin sorumluluk aldığına da bakmaktır.
MHP neden “anahtar” konumda?
“MHP ülkenin anahtarıdır” sözü elbette bir siyasi değerlendirmedir. Ben bu değerlendirmeyi, MHP’nin Türkiye siyasetindeki konumu nedeniyle anlamlı buluyorum.
MHP, Cumhur İttifakı içerisindeki ağırlığı ve Meclis’teki siyasi konumu nedeniyle kritik kararların şekillenmesinde etkili bir aktör. Devlet Bahçeli’nin bir konuda ortaya koyduğu siyasi irade, Türkiye’deki siyasi dengeler açısından doğrudan karşılık bulabiliyor.
Fakat asıl dikkat çekici olan, MHP’nin geçmişteki siyasi söylemiyle bugün üstlendiği rol arasındaki farktır.
İşte siyasi cesaret dediğimiz şey biraz da burada ortaya çıkıyor.
Bir lider, kendi tabanının hassasiyetlerini bilerek, toplumun önemli bir bölümünde tartışma yaratabilecek bir konuda sorumluluk alıyorsa, bunun siyasi bir bedeli de olabilir. Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” sürecindeki tutumunu ben bu açıdan bir siyasi fedakârlık olarak değerlendiriyorum.
Şehitlerin hatırası ve Türkiye’nin geleceği
Bu tartışmanın en hassas tarafı ise şehitlerimizdir.
Türkiye’nin terörle mücadelesinde binlerce insan hayatını kaybetti. Anneler evlatlarını, çocuklar babalarını, eşler hayat arkadaşlarını kaybetti. Dolayısıyla terör meselesi yalnızca Ankara’daki siyasi tartışmalardan ibaret değildir.
Bu nedenle terörün sona ermesi fikrinin toplumda karşılık bulabilmesi için şehitlerin hatırasının, gazilerin fedakârlığının ve Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün korunması temel mesele olarak kalmalıdır.
Terörsüz bir Türkiye’nin amacı, geçmişi unutmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmayacağı bir gelecek kurabilmek olmalıdır.
Bahçeli’nin adı tarihe nasıl yazılacak?
Bugünden “tarih kitapları kesin olarak böyle yazacak” demek doğru olmaz.
Fakat şunu söylemek mümkündür:
Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı çıkış, Türk siyasetinde yeni bir tartışmanın kapısını açtı. Sonrasında “Terörsüz Türkiye” adı altında gelişen süreç, MHP liderini de bu dönemin başlıca siyasi aktörlerinden biri haline getirdi.
Eğer bu süreç Türkiye’de terörün kalıcı biçimde sona ermesine, silahların tamamen susmasına, toplumsal huzurun güçlenmesine ve Türkiye’nin birlik duygusunun pekişmesine katkı sağlarsa, Bahçeli’nin bugünkü siyasi tercihi gelecekte çok daha farklı bir gözle değerlendirilebilir.
Belki de yıllar sonra tarihçiler şu soruyu soracak:
“Türkiye’nin terör sorununu sona erdirme iradesi hangi siyasi dönemde ve hangi aktörlerin sorumluluk almasıyla ortaya çıktı?”
Bu sorunun cevabında Devlet Bahçeli’nin isminin bulunması şaşırtıcı olmayacaktır.
Son söz
Benim açımdan MHP’nin Türkiye siyasetindeki değeri yalnızca aldığı oyla veya Meclis’teki sandalye sayısıyla ölçülemez.
MHP, Türkiye’nin kritik eşiklerinde siyasi ağırlık oluşturabilen bir harekettir.
Devlet Bahçeli ise bugün, siyasi hayatının en önemli sınavlarından birini “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerinden veriyor.
Bu süreç başarıya ulaşır ve Türkiye gerçekten terörsüz bir geleceğe kavuşursa, Bahçeli’nin bugünkü siyasi tercihi yalnızca bir dönem tartışması olarak kalmayabilir. Tarihin sayfalarında, Türkiye’nin en uzun ve en acı sorunlarından birinin sona erdirilmesi için siyasi sorumluluk alan liderlerden biri olarak yer alabilir.
Çünkü bazı siyasi kararların değeri, sandıkta değil; gelecek nesillerin yaşayacağı ülkede ortaya çıkar.
1
Ercan Selçukoğlu: “Bugün Birlik ve Beraberlik Günüdür”
1423 kez okundu
2
Mehmet Milli Anma Töreninde Anlamlı Buluşma
1029 kez okundu
3
SELÇUKLU AİLESİ ŞIRNAK’TA: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KARDEŞLİK BULUŞMASI
711 kez okundu
4
Ercan Selçukoğlu’ndan Birlik ve Beraberlik Çağrısı
549 kez okundu
5
Selçuklu Ailesi Hollanda Temsilciliği Kuzey Brabant Teşkilatı Eylül Ayı İstişaresini Gerçekleştirdi
548 kez okundu